Her anı doya doya yaşamalı insan...
Ben 40 yaşıma basarken bunu daha çok hissetmeye başladım. Nostaljik duygular ağır basıyor bu ara... 11-12 yaşlardaki o sevecenlik var bende hala. İstiyorum dostlarla olayım hep, onları güldüreyim, eğlenelim beraber... Konuşalım eskilerden, kahkahalara boğulalım...
O kadar yapay ki şimdiki dünya. Üzülüyorum gördükçe.Hala küçük kalbim var benim ama aslında neler sığdırabilirim...Potansiyel var bende, yaşam şevki var hala.O yaşanılanlar anılar var, ben yaşadıkça devam edecek bunlar. Herkesin bir yeri var bende. Unutulmaz hiç. Batmayan sağlam gemiler gibi, dinledikçe coşulan şarkılar gibi, yedikçe emmek istenen parça çikolatalı dondurma, şarap gibi...Eskidikçe değerlenen.
Şimdi yanımızda yeni melekler var hepimizin...Kiminin kedileri, kiminin kızı-oğlu, eşi, sevgilisi, parası,işi...
Benimse oğlum var...Oğlumun 1.5 yaşından beri beraber olduğu arkadaşları var...Ben yaşadıkça oğlumla kopmalarına izin vermeyeceğim...Anneyim ben. o'nun annesi. Anne olacağım ben hep adına yakışan.
Oğlum güzel dostlarını ben var oldukça kaybetmeyecek asla.
Ben de koruyacağım güzel dostları yaşadıkça...
31 Mart 2011 Perşembe
21 Mart 2011 Pazartesi
anı-memory
Anılarımız vardır hepimizin. Mesela ben Atatürk Orman Çifliği dondurmasını unutamıyorum bir türlü. Çocukluğumun vazgeçilmeziydi. Pamuk şekeri değil,o kaymak gibi bembeyaz süt dondurmasını babamla hayvanları gezerken yemeğe bayılırdım. Babam da... Sonra da muhakkak bir Türk filmi, üstüne de bir orta türk kahvesi tadında şimdiki benim için...Var mı bundan öte zevk? Yok şimdi. Yeter ki babamla olayım ben, arabada saatlerce beklerdim o bir müvekkil ziyaretindeyken...Ya da onun Ankara'daki ofisinde o kahverengi koltukları birbirine yapıştırıp uyurdum sessizce ben.Nasıl bir huzurdu o?? Yok böyle şimdi.Bir kedim vardı ofiste, babam almıştı bana. Duman... Gri,kül renginde...
Sonra yıllar geçer üstüne, göçer sevilenler başka dünyalara. En korkulan gelir başa.
Birden görülmeyen arkadaşlar çıkar karşına. Şaşar kalırsın, ne oldu diye. Yıllar sonra o dostluk yeniden başlar kaldığı yerden. Kucağına almıştır seni,sevgiyle, yerin başka diğerlerinden,onu belli ederek...Biri der ki "sen hep laciverti severdin, hala da aynısın."Bir diğeri gidilen klüpte pop müzikte uyumaya başladığını anlar, alır seni götürür bir rock bara, çaldırır en sevdiğin şarkıları: "Life is beautiful" diye kafa kafaya bağırır söylersiniz neşeyle. Uyku kaçmıştır sabahın 4üne kadar artık...
Bir diğeri der ki sana "Tüm kızlar etek boyu kısa giyerdi, ama seninki diz üstü idi." Üstüne bir de:
"Senin bir ayakkabın vardı püsküllü, loffer model..(Vaay, neydi, laci conversler vardı da bu nerden çıktı, hangisiydi derkeenn...)
"A evet,hatırlarım o ayakkabım bordoydu...".
" Yok bordo-siyahtı, bordo değil!" der sana şaşar kalırsın.
Çok sever ama beceremez, kokuyu özler, hayalini kurar, görmemekten gına gelir, ama gelemez. Sarılmak için canını verir, ama verecek can yoktur artık...Masmavi kesilir, ama lacivert olmamıştır.Kalbi atıyordur aynı heyecanla kıpkırmızı ama başkadır hayalleri artık, gridir onunkiler...O 54, sen 36 bedensindir.Kim ne derse desin, gerçek sevgi, zevk o işte... Atatürk Orman Çiftliği dondurması sadeliğinde, saflığında...Can gibi, değişmez asla...
Seviyorum ben güzel dostları,sevgileri, anıları.
Unutmuyorum hiç. Kalır onlar bende sonsuza dek,ölene dek...
Çok seviyorum, unutmuyorum.
Sonra yıllar geçer üstüne, göçer sevilenler başka dünyalara. En korkulan gelir başa.
Birden görülmeyen arkadaşlar çıkar karşına. Şaşar kalırsın, ne oldu diye. Yıllar sonra o dostluk yeniden başlar kaldığı yerden. Kucağına almıştır seni,sevgiyle, yerin başka diğerlerinden,onu belli ederek...Biri der ki "sen hep laciverti severdin, hala da aynısın."Bir diğeri gidilen klüpte pop müzikte uyumaya başladığını anlar, alır seni götürür bir rock bara, çaldırır en sevdiğin şarkıları: "Life is beautiful" diye kafa kafaya bağırır söylersiniz neşeyle. Uyku kaçmıştır sabahın 4üne kadar artık...
Bir diğeri der ki sana "Tüm kızlar etek boyu kısa giyerdi, ama seninki diz üstü idi." Üstüne bir de:
"Senin bir ayakkabın vardı püsküllü, loffer model..(Vaay, neydi, laci conversler vardı da bu nerden çıktı, hangisiydi derkeenn...)
"A evet,hatırlarım o ayakkabım bordoydu...".
" Yok bordo-siyahtı, bordo değil!" der sana şaşar kalırsın.
Çok sever ama beceremez, kokuyu özler, hayalini kurar, görmemekten gına gelir, ama gelemez. Sarılmak için canını verir, ama verecek can yoktur artık...Masmavi kesilir, ama lacivert olmamıştır.Kalbi atıyordur aynı heyecanla kıpkırmızı ama başkadır hayalleri artık, gridir onunkiler...O 54, sen 36 bedensindir.Kim ne derse desin, gerçek sevgi, zevk o işte... Atatürk Orman Çiftliği dondurması sadeliğinde, saflığında...Can gibi, değişmez asla...
Seviyorum ben güzel dostları,sevgileri, anıları.
Unutmuyorum hiç. Kalır onlar bende sonsuza dek,ölene dek...
Çok seviyorum, unutmuyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

