I always felt to go and live in USA. Don't know why...
As I was always a fan of rock music, never pop, classical or jazz...
I always tried to do the best of me, however in this age that i am in i believe in nothing...
Only rock makes me feel good and that there is still something to believe in...
I lived disappointments, cheatings, faced the liars,
Felt the scars in the heart...
I still try to rock on...
9 Ağustos 2011 Salı
15 Mayıs 2011 Pazar
never too late
I used to think i was late...Late for love, late for class, late for talking...
Actually i was never late... It had to be that way. Life continued anyway, whether i was late or early, I was always standing here.It was not about being late, i was there anyway without a warning.
Sometimes things are made to happen.
Forgivenesss, unforgiveness, loving, hating, playing, gambling, crying...
The point is the point itself. Trying to find out who i am. I always loved from the heart. I gave the best at heart, that was all i could be and do. My wishes,prayings, anger or happinesses... Does it seem real? Who cares, but me? As long as i am alive and breathing, as long as i am still loving without expecting, as long as i feel rock and the sound of music, i will always be here...
Never early, never late...
Actually i was never late... It had to be that way. Life continued anyway, whether i was late or early, I was always standing here.It was not about being late, i was there anyway without a warning.
Sometimes things are made to happen.
Forgivenesss, unforgiveness, loving, hating, playing, gambling, crying...
The point is the point itself. Trying to find out who i am. I always loved from the heart. I gave the best at heart, that was all i could be and do. My wishes,prayings, anger or happinesses... Does it seem real? Who cares, but me? As long as i am alive and breathing, as long as i am still loving without expecting, as long as i feel rock and the sound of music, i will always be here...
Never early, never late...
8 Nisan 2011 Cuma
if trapped
If u r hardly understood, do not push it hard.
Give what u are given, be what u were made,
If it wont get better then u just let urself go...
Do not trap yourself whatever u were supposed to be made or being told it's better this way...
It will fell different than today but there will be no more questions more to be asked,
Or tryings to make u another one but yourself...
Do not let yourself to be trapped in a place that wont take u anywhere...
Give what u are given, be what u were made,
If it wont get better then u just let urself go...
Do not trap yourself whatever u were supposed to be made or being told it's better this way...
It will fell different than today but there will be no more questions more to be asked,
Or tryings to make u another one but yourself...
Do not let yourself to be trapped in a place that wont take u anywhere...
7 Nisan 2011 Perşembe
gerçek-reality
Yıldızlar... Ben olsam da parlayacak...
Dünya, ben olmasam da dönecek...
Aşk, ben olmasam da olacak...
Oğlum, ben olmasam da büyüyecek...
Ne çizgi, ne yalan,ne rollere gerek o zaman. Bir hayat varsa eğer, eğer somut olan burası, soyut olan diğeriyse,önce burayı yaşamalıyım ben... Yoksa soyut ilişkiler gibi olacak somut hayatım.
Ben o değilim. Hiç olmadım, inşallah asla olmam. Ama rol yapabilmek isterdim aslında. Filmlerde başrol, oğlum da oynasın dizilerde hatta...Ama sadece ekranda...
Gerçekte...
Gerçek olsun herkes, ben, hepimiz.
Stars... They will shine also without me...
World, will turn without my existance...
My son, will grow even without my living...
No lines, no lies, no roles are necessary then. If there is a life and if the concrete one is here and the abstract is the other, then i must live this world now. Otherwise my concrete life will be like the abstract relations.
That is not me. I never was like that,i hopei never will be. Thus i wanted to act actually. A Star in a movie, even my son would play in a tv series... But only on that screen...
In reality?
Everyone shall be real, me, all of us!
Dünya, ben olmasam da dönecek...
Aşk, ben olmasam da olacak...
Oğlum, ben olmasam da büyüyecek...
Ne çizgi, ne yalan,ne rollere gerek o zaman. Bir hayat varsa eğer, eğer somut olan burası, soyut olan diğeriyse,önce burayı yaşamalıyım ben... Yoksa soyut ilişkiler gibi olacak somut hayatım.
Ben o değilim. Hiç olmadım, inşallah asla olmam. Ama rol yapabilmek isterdim aslında. Filmlerde başrol, oğlum da oynasın dizilerde hatta...Ama sadece ekranda...
Gerçekte...
Gerçek olsun herkes, ben, hepimiz.
Stars... They will shine also without me...
World, will turn without my existance...
My son, will grow even without my living...
No lines, no lies, no roles are necessary then. If there is a life and if the concrete one is here and the abstract is the other, then i must live this world now. Otherwise my concrete life will be like the abstract relations.
That is not me. I never was like that,i hopei never will be. Thus i wanted to act actually. A Star in a movie, even my son would play in a tv series... But only on that screen...
In reality?
Everyone shall be real, me, all of us!
31 Mart 2011 Perşembe
yaşadıkça
Her anı doya doya yaşamalı insan...
Ben 40 yaşıma basarken bunu daha çok hissetmeye başladım. Nostaljik duygular ağır basıyor bu ara... 11-12 yaşlardaki o sevecenlik var bende hala. İstiyorum dostlarla olayım hep, onları güldüreyim, eğlenelim beraber... Konuşalım eskilerden, kahkahalara boğulalım...
O kadar yapay ki şimdiki dünya. Üzülüyorum gördükçe.Hala küçük kalbim var benim ama aslında neler sığdırabilirim...Potansiyel var bende, yaşam şevki var hala.O yaşanılanlar anılar var, ben yaşadıkça devam edecek bunlar. Herkesin bir yeri var bende. Unutulmaz hiç. Batmayan sağlam gemiler gibi, dinledikçe coşulan şarkılar gibi, yedikçe emmek istenen parça çikolatalı dondurma, şarap gibi...Eskidikçe değerlenen.
Şimdi yanımızda yeni melekler var hepimizin...Kiminin kedileri, kiminin kızı-oğlu, eşi, sevgilisi, parası,işi...
Benimse oğlum var...Oğlumun 1.5 yaşından beri beraber olduğu arkadaşları var...Ben yaşadıkça oğlumla kopmalarına izin vermeyeceğim...Anneyim ben. o'nun annesi. Anne olacağım ben hep adına yakışan.
Oğlum güzel dostlarını ben var oldukça kaybetmeyecek asla.
Ben de koruyacağım güzel dostları yaşadıkça...
Ben 40 yaşıma basarken bunu daha çok hissetmeye başladım. Nostaljik duygular ağır basıyor bu ara... 11-12 yaşlardaki o sevecenlik var bende hala. İstiyorum dostlarla olayım hep, onları güldüreyim, eğlenelim beraber... Konuşalım eskilerden, kahkahalara boğulalım...
O kadar yapay ki şimdiki dünya. Üzülüyorum gördükçe.Hala küçük kalbim var benim ama aslında neler sığdırabilirim...Potansiyel var bende, yaşam şevki var hala.O yaşanılanlar anılar var, ben yaşadıkça devam edecek bunlar. Herkesin bir yeri var bende. Unutulmaz hiç. Batmayan sağlam gemiler gibi, dinledikçe coşulan şarkılar gibi, yedikçe emmek istenen parça çikolatalı dondurma, şarap gibi...Eskidikçe değerlenen.
Şimdi yanımızda yeni melekler var hepimizin...Kiminin kedileri, kiminin kızı-oğlu, eşi, sevgilisi, parası,işi...
Benimse oğlum var...Oğlumun 1.5 yaşından beri beraber olduğu arkadaşları var...Ben yaşadıkça oğlumla kopmalarına izin vermeyeceğim...Anneyim ben. o'nun annesi. Anne olacağım ben hep adına yakışan.
Oğlum güzel dostlarını ben var oldukça kaybetmeyecek asla.
Ben de koruyacağım güzel dostları yaşadıkça...
21 Mart 2011 Pazartesi
anı-memory
Anılarımız vardır hepimizin. Mesela ben Atatürk Orman Çifliği dondurmasını unutamıyorum bir türlü. Çocukluğumun vazgeçilmeziydi. Pamuk şekeri değil,o kaymak gibi bembeyaz süt dondurmasını babamla hayvanları gezerken yemeğe bayılırdım. Babam da... Sonra da muhakkak bir Türk filmi, üstüne de bir orta türk kahvesi tadında şimdiki benim için...Var mı bundan öte zevk? Yok şimdi. Yeter ki babamla olayım ben, arabada saatlerce beklerdim o bir müvekkil ziyaretindeyken...Ya da onun Ankara'daki ofisinde o kahverengi koltukları birbirine yapıştırıp uyurdum sessizce ben.Nasıl bir huzurdu o?? Yok böyle şimdi.Bir kedim vardı ofiste, babam almıştı bana. Duman... Gri,kül renginde...
Sonra yıllar geçer üstüne, göçer sevilenler başka dünyalara. En korkulan gelir başa.
Birden görülmeyen arkadaşlar çıkar karşına. Şaşar kalırsın, ne oldu diye. Yıllar sonra o dostluk yeniden başlar kaldığı yerden. Kucağına almıştır seni,sevgiyle, yerin başka diğerlerinden,onu belli ederek...Biri der ki "sen hep laciverti severdin, hala da aynısın."Bir diğeri gidilen klüpte pop müzikte uyumaya başladığını anlar, alır seni götürür bir rock bara, çaldırır en sevdiğin şarkıları: "Life is beautiful" diye kafa kafaya bağırır söylersiniz neşeyle. Uyku kaçmıştır sabahın 4üne kadar artık...
Bir diğeri der ki sana "Tüm kızlar etek boyu kısa giyerdi, ama seninki diz üstü idi." Üstüne bir de:
"Senin bir ayakkabın vardı püsküllü, loffer model..(Vaay, neydi, laci conversler vardı da bu nerden çıktı, hangisiydi derkeenn...)
"A evet,hatırlarım o ayakkabım bordoydu...".
" Yok bordo-siyahtı, bordo değil!" der sana şaşar kalırsın.
Çok sever ama beceremez, kokuyu özler, hayalini kurar, görmemekten gına gelir, ama gelemez. Sarılmak için canını verir, ama verecek can yoktur artık...Masmavi kesilir, ama lacivert olmamıştır.Kalbi atıyordur aynı heyecanla kıpkırmızı ama başkadır hayalleri artık, gridir onunkiler...O 54, sen 36 bedensindir.Kim ne derse desin, gerçek sevgi, zevk o işte... Atatürk Orman Çiftliği dondurması sadeliğinde, saflığında...Can gibi, değişmez asla...
Seviyorum ben güzel dostları,sevgileri, anıları.
Unutmuyorum hiç. Kalır onlar bende sonsuza dek,ölene dek...
Çok seviyorum, unutmuyorum.
Sonra yıllar geçer üstüne, göçer sevilenler başka dünyalara. En korkulan gelir başa.
Birden görülmeyen arkadaşlar çıkar karşına. Şaşar kalırsın, ne oldu diye. Yıllar sonra o dostluk yeniden başlar kaldığı yerden. Kucağına almıştır seni,sevgiyle, yerin başka diğerlerinden,onu belli ederek...Biri der ki "sen hep laciverti severdin, hala da aynısın."Bir diğeri gidilen klüpte pop müzikte uyumaya başladığını anlar, alır seni götürür bir rock bara, çaldırır en sevdiğin şarkıları: "Life is beautiful" diye kafa kafaya bağırır söylersiniz neşeyle. Uyku kaçmıştır sabahın 4üne kadar artık...
Bir diğeri der ki sana "Tüm kızlar etek boyu kısa giyerdi, ama seninki diz üstü idi." Üstüne bir de:
"Senin bir ayakkabın vardı püsküllü, loffer model..(Vaay, neydi, laci conversler vardı da bu nerden çıktı, hangisiydi derkeenn...)
"A evet,hatırlarım o ayakkabım bordoydu...".
" Yok bordo-siyahtı, bordo değil!" der sana şaşar kalırsın.
Çok sever ama beceremez, kokuyu özler, hayalini kurar, görmemekten gına gelir, ama gelemez. Sarılmak için canını verir, ama verecek can yoktur artık...Masmavi kesilir, ama lacivert olmamıştır.Kalbi atıyordur aynı heyecanla kıpkırmızı ama başkadır hayalleri artık, gridir onunkiler...O 54, sen 36 bedensindir.Kim ne derse desin, gerçek sevgi, zevk o işte... Atatürk Orman Çiftliği dondurması sadeliğinde, saflığında...Can gibi, değişmez asla...
Seviyorum ben güzel dostları,sevgileri, anıları.
Unutmuyorum hiç. Kalır onlar bende sonsuza dek,ölene dek...
Çok seviyorum, unutmuyorum.
15 Şubat 2011 Salı
suçsuz...
Suçsuz
Değerini bilmeyene üzülmemek lazım...
Korkmadan yaşayabileni tebrik etmek, sarılıp öpmek lazım...
O sonra çekip gitse de anıyla şanıyla gider çünkü, kuyruğunu k...na sokmadan, gururuyla, sahip cıkarak sevdiğine, sevgisine...
Arkasında durarak hislerinin, sevgisinin sıradanlığıyla.
Yapamıyorsa bunu bir erkek veya bir kadın,bırak gitsin o nereye isterse, güle güle.
Üfle uçsun,yok olsun kendi zavallığında.
Ya Sen???
Sen özgürsün, daha ne??
Guilt free...
We shall not be sorry for the ones who do not know the value
We should congratulate the one who knows to live without fear,kiss them, hold them
Even when he/she goes away, he leaves without taking the tail between the legs, with pride, holding his love and lover
With standing behind his love, with the simplicity of his love
If a woman or man can not do this let him leave, let him go wherever he wishes to go, say goodbye
Blow him away, let him disappear in his own helplesness,
What about you?
You r free, nothing else matters.
Değerini bilmeyene üzülmemek lazım...
Korkmadan yaşayabileni tebrik etmek, sarılıp öpmek lazım...
O sonra çekip gitse de anıyla şanıyla gider çünkü, kuyruğunu k...na sokmadan, gururuyla, sahip cıkarak sevdiğine, sevgisine...
Arkasında durarak hislerinin, sevgisinin sıradanlığıyla.
Yapamıyorsa bunu bir erkek veya bir kadın,bırak gitsin o nereye isterse, güle güle.
Üfle uçsun,yok olsun kendi zavallığında.
Ya Sen???
Sen özgürsün, daha ne??
Guilt free...
We shall not be sorry for the ones who do not know the value
We should congratulate the one who knows to live without fear,kiss them, hold them
Even when he/she goes away, he leaves without taking the tail between the legs, with pride, holding his love and lover
With standing behind his love, with the simplicity of his love
If a woman or man can not do this let him leave, let him go wherever he wishes to go, say goodbye
Blow him away, let him disappear in his own helplesness,
What about you?
You r free, nothing else matters.
22 Aralık 2010 Çarşamba
Everything is from my father...
My dearest, my love, my dream, my dear casanova, hero of my childhood.My unforgettable. My most beloved man. The only thing he wished was to be happy and joyous. He made choices but he just wanted to be happy. As most of the men he behaved like a human, like a man, he made mistakes. He searched, found, or couldn't find, worked, earned, gave, shared, loved but he was never not loved...
He received everyone with his open arms. He was a Father all the time, a brother, a husband,an uncle,a lawyer, a sofy cheecked of mine...
He couldn't keep on kiving his life in happiness with us, with me. Such a shame...I loved him so much. I never judged, or couldn't understand the ones who did. Even if they are a few. Because he was always loved and stayed with his good heart with his success and laughters, sins... He was always accepted as he was. I accepted him so. And he said:"I have a son and a daughter both."
When my father was giving his last breath, I saw him while he was holding my hands under the iron bars of the hospital bed in father's day. While he was lying there all alone with the purple bruses under his eyes and crying, he stared at me as if he was waiting just for me. I never cried while I was with him, or even in his funeral or when he was put in his grave while I throw a white rose to him in his grave... Only when I was praying in Eyup Sultan after this hospital visit on father's day. He was released then, from the one s who caused his unhappiness and the ones who did''t let him to be happy in life.
He is happier now I am sure. Because the good ones always be happy in the end.
Me?? One day when I see him again, I will reach the real happiness and keep on holding tight to his precious heart as just like now...
He received everyone with his open arms. He was a Father all the time, a brother, a husband,an uncle,a lawyer, a sofy cheecked of mine...
He couldn't keep on kiving his life in happiness with us, with me. Such a shame...I loved him so much. I never judged, or couldn't understand the ones who did. Even if they are a few. Because he was always loved and stayed with his good heart with his success and laughters, sins... He was always accepted as he was. I accepted him so. And he said:"I have a son and a daughter both."
When my father was giving his last breath, I saw him while he was holding my hands under the iron bars of the hospital bed in father's day. While he was lying there all alone with the purple bruses under his eyes and crying, he stared at me as if he was waiting just for me. I never cried while I was with him, or even in his funeral or when he was put in his grave while I throw a white rose to him in his grave... Only when I was praying in Eyup Sultan after this hospital visit on father's day. He was released then, from the one s who caused his unhappiness and the ones who did''t let him to be happy in life.
He is happier now I am sure. Because the good ones always be happy in the end.
Me?? One day when I see him again, I will reach the real happiness and keep on holding tight to his precious heart as just like now...
Her sey babamdan...
Babam, Altuğ Ergin.
Benim canım, sevdiğim, hayalim, çocukluğumun o çapkın kahramanı...Unutulmazım... En sevdiğim erkek... Tek istediği hep mutlu, keyifli olmaktı. Seçimler yaptı ama O sadece hep mutlu olmak istedi. Her erkek gibi insanca davrandı, hatalar yaptı.Aradı, buldu, bulamadı,çalıştı, kazandı, verdi, paylaştı, sevdi, ama sevmediği olmadı hiç...
Herkese kucak açtı benim babam. Baba oldu hep. Abi, kardeş, koca, dayı, amca, sevgili, avukat, yumuşak yanak...
Süremedi, sürdüremedi mutlulukla hayatını bizimle, benimle, ne yazık. Ben çok sevdim O'nu...Yargılamadım, yargılayanları anlayamadım...Nadir olsalar da...Çünkü O çok sevildi hep, hep o iyi kalbiyle kaldı...Başarısıyla, kahkahalarıyla, günahlarıyla kabul oldu hep O.
Ben öyle kabul ettim onu,O ise "benim oglum da var kızım da" dedi...
Son nefesini verirken benim babam, ben gördüm O'nu en son,tutmuşken hastanedeki o demir yatağın parmaklarından ellerimi Babalar Gününde.
Tek başına orada yatarken, inlerken gözlerinin altındaki morluklarla, bana bakarken...Ağlamadım yanında, sadece çok sevdiğimi söyledim.
Dualarımı okurken kaybettim ben O'nu Eyüp Sultan'da ağlarken.Ağlamadım hiç cenazesinde, mezarına konarken ben. Kurtulmuştu O'nu mutsuz edenlerden, mutlulukla yaşamak varken, yaşatmayanlardan...
Mutlu O şimdi daha çok, eminim. İyiler hep mutlu olur sonunda. Ben ise, bir gün O'nu tekrar gördüğümde gerçek mutluluğa erişip, onun kalbine sımsıkı tutunmaya devam edeceğim. Tıpkı şimdiki gibi...
Benim canım, sevdiğim, hayalim, çocukluğumun o çapkın kahramanı...Unutulmazım... En sevdiğim erkek... Tek istediği hep mutlu, keyifli olmaktı. Seçimler yaptı ama O sadece hep mutlu olmak istedi. Her erkek gibi insanca davrandı, hatalar yaptı.Aradı, buldu, bulamadı,çalıştı, kazandı, verdi, paylaştı, sevdi, ama sevmediği olmadı hiç...
Herkese kucak açtı benim babam. Baba oldu hep. Abi, kardeş, koca, dayı, amca, sevgili, avukat, yumuşak yanak...
Süremedi, sürdüremedi mutlulukla hayatını bizimle, benimle, ne yazık. Ben çok sevdim O'nu...Yargılamadım, yargılayanları anlayamadım...Nadir olsalar da...Çünkü O çok sevildi hep, hep o iyi kalbiyle kaldı...Başarısıyla, kahkahalarıyla, günahlarıyla kabul oldu hep O.
Ben öyle kabul ettim onu,O ise "benim oglum da var kızım da" dedi...
Son nefesini verirken benim babam, ben gördüm O'nu en son,tutmuşken hastanedeki o demir yatağın parmaklarından ellerimi Babalar Gününde.
Tek başına orada yatarken, inlerken gözlerinin altındaki morluklarla, bana bakarken...Ağlamadım yanında, sadece çok sevdiğimi söyledim.
Dualarımı okurken kaybettim ben O'nu Eyüp Sultan'da ağlarken.Ağlamadım hiç cenazesinde, mezarına konarken ben. Kurtulmuştu O'nu mutsuz edenlerden, mutlulukla yaşamak varken, yaşatmayanlardan...
Mutlu O şimdi daha çok, eminim. İyiler hep mutlu olur sonunda. Ben ise, bir gün O'nu tekrar gördüğümde gerçek mutluluğa erişip, onun kalbine sımsıkı tutunmaya devam edeceğim. Tıpkı şimdiki gibi...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


