22 Aralık 2010 Çarşamba

Her sey babamdan...

Babam, Altuğ Ergin.
Benim canım, sevdiğim, hayalim, çocukluğumun o çapkın kahramanı...Unutulmazım... En sevdiğim erkek... Tek istediği hep mutlu, keyifli olmaktı. Seçimler yaptı ama O sadece hep mutlu olmak istedi. Her erkek gibi insanca davrandı, hatalar yaptı.Aradı, buldu, bulamadı,çalıştı, kazandı, verdi, paylaştı, sevdi, ama sevmediği olmadı hiç...
Herkese kucak açtı benim babam. Baba oldu hep. Abi, kardeş, koca, dayı, amca, sevgili, avukat, yumuşak yanak...
Süremedi, sürdüremedi mutlulukla hayatını bizimle, benimle, ne yazık. Ben çok sevdim O'nu...Yargılamadım, yargılayanları anlayamadım...Nadir olsalar da...Çünkü O çok sevildi hep, hep o iyi kalbiyle kaldı...Başarısıyla, kahkahalarıyla, günahlarıyla kabul oldu hep O.
Ben öyle kabul ettim onu,O ise "benim oglum da var kızım da" dedi...
Son nefesini verirken benim babam, ben gördüm O'nu en son,tutmuşken hastanedeki o demir yatağın parmaklarından ellerimi Babalar Gününde.
Tek başına orada yatarken, inlerken gözlerinin altındaki morluklarla, bana bakarken...Ağlamadım yanında, sadece çok sevdiğimi söyledim.
Dualarımı okurken kaybettim ben O'nu Eyüp Sultan'da ağlarken.Ağlamadım hiç cenazesinde, mezarına konarken ben. Kurtulmuştu O'nu mutsuz edenlerden, mutlulukla yaşamak varken, yaşatmayanlardan...
Mutlu O şimdi daha çok, eminim. İyiler hep mutlu olur sonunda. Ben ise, bir gün O'nu tekrar gördüğümde gerçek mutluluğa erişip, onun kalbine sımsıkı tutunmaya devam edeceğim. Tıpkı şimdiki gibi...

Hiç yorum yok: